Uzay

Yalnızlığın Formülü: Fermi Paradoksu

Yalnızlığın Formülü: Fermi Paradoksu

Evrende yalnız mıyız? Bu soru istisnasız her insanın bir dönem kafa yorduğu sorular arasındadır. Bazen açık bir havada yıldızları izlerken, bazen de bir uzay belgeseli izledikten sonra bu soruyu kendimize sorabiliriz. Ancak bir türlü “evet” ya da “hayır” diyemeyiz; çünkü bu soruyu kendi imkânlarımızla yanıtlayamıyoruz. İşte bu nedenden dolayı da Fermi paradoksu ortaya atılmıştır. Kıymetli okuyucularım, kısacası evrende yalnız olabilirsiniz; ancak bu soruyu düşünürken yalnız değilsiniz!

Fermi Paradoksu, Fermi’nin Paradoksu…

Evren, içerisindeki tüm maddeleri ile birlikte devasa bir yapıdadır. Öyle ki evrenin çapı yaklaşık olarak 93 milyar ışık yılı büyüklüğündedir. Yani ışık hızında giden bir araca binseniz dahi evrenin bir ucundan diğerine ulaşmak için 93 milyar yıl katetmeniz gerekmektedir. Işık hızı ise (boşlukta) saniyede 300 bin kilometredir. Burada aklı karışanlar için kısacık bir not düşelim:

Evrenin yaşı yaklaşık 13.4 milyar yıldır; ancak bu karmaşa sizi yanıltmasın. Zira yaşı ile çapı arasındaki bu fark, evrenin küresel olarak genişlemesi sonucu oluşmaktadır. Yani evren, ışıktan hızlı genişlememiştir; küresel olarak genişlemiştir. Ve ışığın da bize ulaşması için katetmesi gereken zaman faktörü göz önünde bulundurulmalıdır.

Yukarıda bahsettiğim üzere 93 milyar yıl boyunca saniyede 300 bin kilometre yol katetmeniz gerekmektedir. Ancak bu durumda evreni baştan sona gezebilirsiniz. Evreni geçelim; (Güneş dışında) en yakınımızdaki yıldız olan Alfa Centauri bile yaklaşık olarak 4,37 ışık yılıdır. Hâlihazırdaki en hızlı araçla bu yıldıza ulaşmak bile yaklaşık 80 bin yılımızı alacaktır.

Fermi Paradoksu
Fermi Paradoksu

İşin Sonu Nereye Varır?

Tabii bunları tek başımıza düşünmüyoruz. Vakti zamanında Fizikçi Enrico Fermi de bunları düşündü. Sonrasında şöyle bir söz kaydetti:

“Eğer Samanyolu dâhilinde yüksek sayıda ileri dünya dışı uygarlık mevcutsa neden uzaylılara ait uzay araçları ya da sondalar gibi kanıtlara rastlamıyoruz?”

Bu sorunun dayandığı felsefe, Fermi paradoksu olarak bilinmektedir.

İşte tüm bu durumlar, evrende yalnız olup olmadığımız sorusunun bir muamma olarak kalmasına neden olmaktadır. Muammadan da öte hem var hem de yok dememiz için bile yetebilir. Bu nedenle Fermi paradoksu, evrende yalnız olup olmadığımız konusunda hâlâ kırk fırın ekmek yememiz gerektiğini bizlere göstermektedir.

Neden “Paradoks”?

Fermi paradoksunun temeli, şu ifadeye dayanır:

  • Güneş Sisteminde kabul ettiğimiz 8 adet gezegen bulunmaktadır. Samanyolu Galaksisinde ise Güneş gibi tahmini 250 milyar yıldız bulunmaktadır. Evrende ise Samanyolu Galaksisi gibi (benzeri değil) yaklaşık 7 trilyon galaksi bulunmaktadır. Sonuç olarak, bilinen evrende Güneş gibi 10 sekstilyon yıldız olduğu düşünülmektedir. Yani 22 sıfırlı bir sayıdan söz ediyoruz. Bu sayının Dünya üzerindeki kum tanelerinden daha fazla olduğu düşünülmektedir.

Yukarıdaki yıldız sayısı, içerisindeki gezegenleri de hesaba katınca büyümeye başlıyor; böylece evrendeki gezegen sayısı, gerçekten de yüksek bir sayıya ulaşıyor. Peki, Dünya gibi bunca gezegen varken evrende yalnız olduğumuzu iddia edebilir miyiz? Elbette hayır! Peki, neden (hâlâ) Dünya dışı yaşam ile temas kuramadık? İşte bu soru, Fermi paradoksunun temelidir.

DAHA FAZLA İÇERİK

“Yalnızlığın Formülü: Fermi Paradoksu” tarzında

Daha fazla “UZAY” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O halde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

İlgili Makaleler

3 Yorum

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu