Tarih

Kıbrıs Sorunu Tarihçesi

Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ı oldukça geç ele geçirmiştir. Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından toplanacak olan Berlin Kongresi önerisi ile ada, geçici süreliğine İngiltere’ye bırakılır. Bu durum, Rusların Kafkasya üzerinden Akdeniz’e inme stratejisine karşı lojistik destek sağlayacak bir üst olarak kullanılacaktır. 2. Paylaşım Savaşı başlar; ancak İngiltere ve Türkiye ayrı bloklarda yer alacaklardır. 1923 Lozan Antlaşması’nda Kıbrıs’ın İngiltere toprağı olduğuna kanaat getirilir. 2. Paylaşım Savaşı sonrası 2 büyük imparatorluk yani İngiltere ve Fransa çöker.  

1951 yılında İngiltere, her ne kadar dünya imparatorluğunu yitirmişse de hâlâ dünyada önemli bir aktördür. Kıbrıs Adası, Yunanistan’a verilmek istenmez. Yunanistan, adada self determinasyon yapılmasını ister. İngiltere, adada Türklerin de var olduğunu söyler; ancak istediği statü, bu şekilde devam etmesidir ama bu dönemde Türkiye, diplomasiyi iyi bilmediği için adanın zorla alındığını ve Türkiye’ye geri verilmesi gerektiğini söyler. Bu gelişmelerin ardından Yunanlılar, adayı Yunanistan’a bağlamak için EOKA, EKAB gibi adlarla anılan örgütler kurar. Türklere ve İngilizlere bu kurulan örgütler ile saldırmaya başlarlar. 

Türkiye’de iktidar partisi, öğrenciler ve işçiler aracılığı ile ‘’Kıbrıs Bizimdir Bizim Olacak’’ mitingleri yaptırır. 1955 yılında büyük çoğunluğu İstanbul’da bulunan Rum kökenli gayrimüslimlere yağmalama hareketi yapılır; ve bu hareket nedeni ile kendini güvende hissetmeyen Rumlar, Türkiye’yi terk eder. 

Türkiye, Yunanistan ve İngiltere; daha sonra da Kıbrıs Türk toplumu ve Rum toplumunun yer aldığı görüşmeler yapılır. 1957 yılına kadar sorun çözülmez; ve Amerika’nın baskılarıyla 1958 yılında İngiltere Başbakanı Macmilla, adada İngiltere ve Yunanistan’ın iş birliğine dayanan ve adaya özerklik verilen güçlü bir yönetimin oluşturulması teklifini iletir. Bu olaylar gerçekleşirken Türk Hükûmeti devrededir; ‘’Ya taksim ya ölüm’’ gösterileri yapılır. 

Sonuçta 1959’da Zürih Antlaşması, bağımsız bir Kıbrıs devletinin kurulması kararı alır. Zürih görüşmelerinde toprak paylaşımı konusu yer almıştır. Nüfus oranına göre bölüşüm yapılacaktır. Türklerin adadaki nüfusu %29 civarındadır. Bir paylaşım savaşı yapılırsa adadan Türklere verilecek toprak 29 olarak tanımlanmıştır. Zürih Antlaşması’nın ardından Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması için 1959 Şubat ayında Londra Antlaşması yapılır. Bu antlaşmayla İngiltere, ada üzerinde bulunan hakkını yeni kurulacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne verecektir. Adanın güvenliği ise 3 garantör devletin elinde olacaktır. Garantör devletlerden herhangi biri anlaşmayı imzalamadığı sürece bu geçerli olmayacaktır. Bu anlaşmaya göre Kıbrıs Anayasası’nda yeni kurulacak hükûmetin başkanı Rum, yardımcısı ise Türk olacaktır. Anayasada yer alan olumsuzlukları etkileyecek gücün temsilcisi bir yüksek yargıç, Anayasa Mahkemesi Başkanı olacaktır. Bu anayasa ile 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra Yunanlılar, adayı kendilerine kolay bağlayacaklarını düşünür; ama kurucu anayasa, Yunanlıların elini bağlamaktadır. Başkonsolos Nakarios, bu anayasanın elini kolunu bağladığını anlar; ve anayasanın değiştirilmesi için Türkiye ile görüşmeler yapar. Türkiye, önemli bir ayrıcalık elde etmiştir. Kıbrıs’ta garantör devlet olarak yer almaktadır. Bundan sonrasında Türkiye’de belirli İngiliz uyruklara Rum saldırıları başlayacaktır. Bu saldırılar başladıktan sonra Türkiye, NATO’nun içinde daha bağımsız bir siyaset izlemeye başlar. Türk savaş uçaklarına Lefkoşa üzerinden alçak uçuş yaptırılır. Bu uçuşlardan birisinde Rumlar, bir Türk savaş uçağını düşürür ve pilotumuz Cengiz Topel şehit olur. Ardından BM güvenlik kurulu bölgeye asker çıkarır; ve çok sayıda görüşme yapılır. Sorun çözülemez. Eğer adada bir bölünme olursa adadaki cemaatlerin nüfusuna göre gerçekleşecektir.  

1961’de 1960 eyleminin ardından yeni bir anayasa kurulmuştur. Bu anayasaya göre de yeni seçimler yapılmış ve iktidarı tek başına bir parti ele geçirememiştir. 3’lü ya da 4’lü koalisyonlarla yönetim sağlanmıştır. Türklere yönelik saldırıların artması üzerine 1964 yılında İnönü, adaya çıkarma kararı alır; ancak Türkiye’nin çıkarma gemisi yoktur. Amerikan Başkanı Johnson, ünlü mektubunu yazar; ve bu mektupta NATO silahlarının NATO’nun izin vereceği alanlarda kullanılabileceğini fakat Türklerin bu silahları kullanamayacağını söyler. İnönü, Johnson’ın mektubundan sonra Amerika’ya gider. Koalisyonun iki ortağı İnönü, uçaktayken istifa eder. Türk tarihinde bir ilk yaşanır. İnönü, Amerika’ya indiğinde artık düşmüş bir Başbakandır. Daha sonra Türkiye’de yeni seçimler yapılır. Süleyman Demirel, iktidara gelir; ve Amerika’ya uygun çalışmalar yürütür. Hem Demirel’e hem Yunanistan’a baskılar yapılır. BM’de çok sayıda görüşmeler olsa da, gelişme planları açıklansa da hiçbir şey çözülemez.  

1967’den sonra saldırılar tekrar başlar. Önemli bir gelişme olarak Yunanistan’da faşist askeri bir cunta başa gelir. Bu cunta, adayı askeri bir darbeyle ele geçirip Yunanistan’a bağlamak ister. Askerin adı Nikos’tur; ve adayı Yunanistan’a bağladığını söyler. 

O dönemde Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit’tir. Ecevit, Londra’ya gider; İngilizlerle görüşür. Birlikte adaya garantör devlet olarak müdahale etmek isterler. İngiltere, böyle küçük aktörlerin çatışmasına girmek istemez; ve müdahale etmeyeceğini söyler.  

1974’te Türk devletleri, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı düzenler. Bu 2 aşamalı bir harekâttır. Türkiye, çıkarma yapar; ve Lefkoşa’ya giden yolu kontrol altına alır. Stratejik bir hata yapılır ve anlaşma sağlanamaz, iş uzar. 2 ay sonra 2. Barış Harekâtı yapılır. 2. Barış Harekâtı’nda Türkiye, adada %40’ın üzerinde yer ele geçirmiştir. Amerikan Başkanı; Kıbrıs açıklarında NATO’nun uçak gemilerinin beklediğini, eğer Türk gemileri daha ileri giderse savaşa Amerika’nın müdahale olacağını söyler. Bunun üzerine 2. harekât kesilmek zorunda kalır. Bundan sonra yine pek çok görüşmeler yapılmasına rağmen Kıbrıs Sorunu çözülmez; fakat Türkiye için ekonomik çıktıları vardır.  

Bu gelişmelerin ardından herhangi bir sonuç alınamayınca 15 Kasım 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulur. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne KKTC denilir. Bugün hâlâ Kıbrıs’ın yarısı Türk, yarısı Yunan nüfustan oluşmaktadır. 

DAHA FAZLA İÇERİK

“Kıbrıs Sorunu Tarihçesi” tarzında

Daha fazla “TARİH” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O halde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Aslıhan ŞEKER

Akdeniz Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu