Psikoloji

Renkler Engelleri Aşar

Doğuştan görme engelli olan kişiler renkleri algılayabilir mi? Sağlıklı olan bir insanın algılayabildiği bin bir tondaki renkler onlar için sadece siyahtan mı ibaret? Hadi! Cevabı yapılan araştırmalardan ve araştırmalara kanıt niteliğinde olan insanlardan öğrenelim.

İlk önce ufak bir beyin jimnastiği yapmaya ne dersiniz? “Kırmızı” ve “adalet” kelimeleri sizlerde ne çağrıştırıyor? Aklınızda neler canlandırabiliyorsunuz? İşte bu sorunun cevabı da araştırdığımız çalışmalarda mevcut. Hadi bir göz atalım.

Harvard Üniversitesinin Renk Algısı ile İlgili Çalışmaları

Bu çalışmayı Harvard Üniversitesinden Alfonso Caramazza ve arkadaşları başlatmış. Yukarıda sorduğumuz gibi iki kelimeyi baz alarak çalışmalarına ilk adımları atmışlar. Sağlıklı 14 insan ve doğuştan görme engelli 12 insanla bu işi başlatmışlar. Bu insanları beyin görüntüleme cihazlarına bağlayarak verdikleri tepkileri ortaya çıkarmışlar. “Kırmızı” ve “adalet” gibi kelimeleri seçerek bu 26 kişiye sormuşlar. Sağlıklı insanlarda “kırmızı” kelimesinin beyindeki mediyal ATL(Somut kavramları algılayan bölge) bölgesini ve “adalet” kelimesinin de dorsolateral ATL(Soyut kavramları algılayan bölge) bölgesini harekete geçirdiğini gözlemlemişler. Aynı işlem doğuştan görme engelli kişilerde denenince farklılık oluşmuş. Çünkü görme engelli kişilerde “kırmızı” veya “adalet” kelimelerinde hep aynı bölge olan dorsolateral ATL’nin uyarıldığı belirlenmiş. Bunun nedenine daha detaylı bakıldığında, görme engelli olan 12 kişinin somut kavramları da duygular gibi soyut olan kavramlara benzettiği öğrenilmiş.

Bu verilere dayanarak da Alfonso Caramazza, çalışmasını şu şekilde açıklamış:

“Görme yetisi olmayan bireyler, renkleri duyu yoluyla deneyimleyemiyor olsalar bile dilin ve sözcüklerin varlığı ile renk konseptlerini oldukça zengin ve doğru bir şekilde tarif edebiliyorlar.” Ayrıca geliştirilen bilimsel çalışmalarda görme engelli insanların renk konseptini diğer duyu organlarının deneyimlediklerinden daha farklı bir şekilde deneyimledikleri ve bu konseptin nesnelerin veya sahnelerin bir özelliği olduğunu anlamakla kalmayıp renkler arasındaki farklılıkları da öğrenebildikleri açıklanmıştır. Caramazza, çalışmasını başka bir deyişle:

“Çalışma sonucunda görme engelli insanlar, “turuncu” renginin mavi ve yeşil renklerden ziyade sarı ve kırmızıya benzediğini ortaya çıkardı.” diyerek sözlerini noktalıyor.

Peki, hepsi bu kadar mı? Sadece sayısal veriler bu durumu kanıtlamaya yetse de görsel kanıtın yerini tutabilir mi? Ben de araştırmamın daha verimli olması adına bu olayın kanıtı niteliğini taşıyan bir kişiyi buldum. Hakkında uzunca bir araştırma yaptıktan sonra sizlere sunmak istedim.

Araştırmaların Kanıtı Değerindeki Örnek İnsan-Eşref ARMAĞAN

Eşref Armağan, hiç görmediği şeyleri çizebiliyor hatta onları hiç görmediği renklerle renklendirip boyut ve perspektif kazandırabiliyor ve tüm bunları yalnızca dokunarak ve hissederek yapıyor. Eşref Armağan, hayatı belgesellere konu olan ve dünyaca tanınan hatta beyni incelenmek istenen bir Türk ressamdır. İsterseniz Armağan’ın hayatına daha detaylı bakalım.

1953 yılında İstanbul’da doğmuş. Çocukluğu boyunca meraklı bir çocuk olup kabartmalı nesnelere dokunarak onları resmetmeyi sevmiş. Bu konuda destekçisi olan babası bir gün oğlunun eline bir kelebek almak istemesi üzerine ona bir boyama kitabı almış. Resimleri keserek çivilerle kaplamış. Bu sayede şekilleri anlamasını sağlamış. Babasının desteği bununla kalmamakla birlikte onun işini daha da kolaylaştırabilmek için renkli kalemleri belirli bir sıraya göre dizip o şekilde ezberlemesini sağlamış. Eşref Armağan şu anda bile kalemlerini aynı düzende kullanmakta. Zaman ilerledikçe resim yeteneğini geliştirip artık çevresinden fikirler almaya başlamış. Bu fikirlerden birkaçı “Resmine boyut kazandır.” gibi düşünceler olduğu için ilk adımı atmış. Bunun üzerine insanlara “Gölge ne renk, ışık nasıl eklenir?” gibi sorular sormaya başlamış. İnsanlardan aldığı cevaplar kendisinde yeterli seviyeyi bulamayınca kendini geliştirmek için Marmara Üniversitesine başvurmuş. Oradaki eğitmenler kabartmalı külah ile perspektifi anlatmış. Eşref Armağan, öğrendiği bilgilerle resimlerinde perspektif kullanmaya başlamış. Bu şekilde yeteneği ülke dışına yayılınca çoğu belgesele de hikaye olmuş. Hatta bir belgesel kanalı Eşref Armağan’ın yeteneğine canlı şahit olabilmek için onu Floransa Meydanı’na götürmüş. Felipo Brunoleci’nin imzasını taşıyan vaftizhanenin küçük bir maketini vererek onun yukarıdan ve önden görünüşünü çizmesini istemişler. Çizerken herkes sessiz kalmış. Eşref Armağan, başarısız olduğunu düşünmeye başlamış ki birden herkes onu alkışlamaya başlamış. 600 sene sonra, üç kaçışlı perspektifi çizen ilk kişi olmuş. Daha sonra ünü iyice yayılan Eşref Armağan’ın beynini Harvard Üniversitesi nöroloji bilimi dalındaki profesörler incelemek istemişler. Bunun üzerine o da bunu kabul etmiş. İnceleme sonucunda; normal gören insanların bir şeye baktığında beyninde hareketlenme olan kısmında, Eşref Armağan’ın parmaklarıyla bir şeye dokunduğunda hareketlenme olduğunu tespit etmişler. Bu şekilde de kanıt niteliği taşıyan bir insan haline gelmiş.

Eşref Armağan; gözleri görmeden, hiç sanat eğitimi almadan, renkleri, boyut ve perspektifi kullanarak resim çizen, bu özelliğiyle de adını tarihe geçirmiş bir ressam. Aynı zamanda kendinize gerçekten inanırsanız imkansız diye bir şey olmadığının en güzel kanıtlarından biri.

Yazımı burada noktalamak istiyorum. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler!

geturgen-renkler engelleri aşar_resim

DAHA FAZLA İÇERİK

“Renkler Engelleri Aşar” tarzında

Daha fazla “PSİKOLOJİ” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O halde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Şefaat ÇATANAK

Atatürk Üniversitesi-Bilgisayar Mühendisliği Öğrencisi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu