Psikoloji

Gen ve Çevrenin Davranışlarımıza Etkisi

İnsanlık, beşikten eşiğe kadar her zaman çeşitli durumlara çeşitli tepkiler vermiştir; bunları gerek sözsel davranışlarla gerekse fiziksel tepkiler vererek göstermiştir. Peki, verdiğimiz bu tepkilerde genlerimizin de rolünün olabileceğini düşündük mü?

Aile büyüklerimizden kalıtım yoluyla duygularımızı, davranışlarımızı, zekâ seviyemizi vb. durumları alabileceğimize dair kanıtlara bilim insanları çalışmalarında bizim için yer vermişlerdir; buna kısaca kişiliğimizi diyebiliriz. Henüz net bir şekilde bunu ispat edememiş olsalar bile çalışmaları gereği yüzdelik payı yarı yarıya doğruluk içeren bilimsel kanıtlar ortaya koymuşlardır. Hadi gelin, bu çalışmalara beraber daha ayrıntılı ve örneklerle destekleyerek bakalım.

İnsan davranışlarının kişiye anne, baba yoluyla belirli genler tarafından geçtiği söylense bile biyokimyasal olarak davranışları sadece buna bağlamanın pek doğru bir varsayım olmadığı söylenmektedir. Çoğunun bu genler tarafından olmasının yanında dış etkenlerin de davranış şekillerinde etkili olduğu söylenmektedir. Dış etkenleri aile yapısındaki kuralların ya da davranış şekillerinin, arkadaş ortamındaki veya buna benzer ortamlardaki çevresel faktörlerin de belirlediğini söylemek mümkün.

Gen

Peki, bu kadar hipotezi kurup sadece sözde bırakmak yeterli mi? Hayır. Bunun için bilim insanları bir deney yapmışlar. Bu deneyi kalıtımsal yapılarının birbirine benzerlik oranının yüksek olduğunu hatta aynı olduğunu bile varsayabileceğimiz tek yumurta ikizleri üzerinde yapmaya karar vermişler.

Yeni doğan ikizleri ayırarak deneyin yapım aşamasına başlamışlar. İkizler büyüdükten sonra onları yan yana getirmişler. Arada fizyolojik benzerlikler bulunsa da belirgin farklılıkların oluştuğu gözlemlenmiş. Örneğin, ikizlerden birine ruhsal bir hastalık tanısı konulmuşken diğerine bu tanının konulması neredeyse imkânsızmış. Bunun son derece önemli olduğunu savunan bilim insanları, nedeninin beyindeki psikolojik rahatsızlıkların genetik olarak beyin biyolojisinden kaynaklandığını savunmuşlar.

Öte yandan birçok karakter özelliğinin çok sayıda kalıtımsal materyallerden etkilendiğini savunmaları ve buna bağlı olarak da etki altında kalan altı tane gen varsa tek yumurta ikizlerinin her ikisinin de bu altı tanesine sahip olmaları bunun doğruluğunu kanıtlar niteliktedir; ancak ayrı ayrı ele alındıklarında bu genlerin davranış üzerinde hiçbir belirleyici etkisinin olmayabileceğini de göz önüne almak gerekir. Bu da belirli kalıtımsal materyallerle karmaşık insan davranışları arasında nedensellik köprüsü kurmanın zor olduğunu açıklıyor. Ayrıca bilim insanları seratonin veya dopamin gibi alıcıların bir etkisi olarak heyecana duyarlılık veya kişinin suç işlemeye istekli olmasını sağlamaya aday genlerin olduğunu kanıtlamak için bazı çalışmalar yapmaya devam etmektedir.

Bazı davranışların kalıtımsal olduğunu kabul etmek, olayın bilimsellik tarafının yitirildiği anlamına gelmemekte; hatta tam aksine bilimsellik adına bir adım sayılabilmektedir. Sadece genlerin davranışları etkileyip etkilemediği bilgisini kanıtlamanın yetersiz olduğunu, sonraki aşamada davranışı belirleyen beyin hücrelerinin biyokimyasının hangi kalıtımsal proteinler tarafından etkilendiğini belirlemek gerekmektedir.

Çalışmaların bazıları kalıtımsal özelliklerin davranışları belirlediğini söylerken bazıları da bunun tam aksini iddia ediyor. Yine de insan davranışları üzerindeki genetik etkileri inkâr etmek zor olsa da bir insanın davranışlarını basit biyokimyasal farklılıklarla açıklamanın da pek mantıklı olmadığı savunuluyor. Ayrıca kişilik üzerine çalışan psikologlar, genetik etkileri çevresel etkilerden ayrı tutmanın zor olduğunu söylüyorlar.

Örneğin, aynı evde büyüyen çocukların bile farklı çevrelerde bulunmaları, anne ve babadan farklı derecede ilgi görmeleri veya farklı arkadaşlık ortamlarında bulunmaları davranışlarında farklılıklar oluşturabiliyor. Başka bir açıdan bakılırsa da ikizlerden biri meraklı bir çocuk ise ve bilgiye olan isteğini gidermek için birbirinden farklı faaliyetlere yöneliyorsa daha az meraklı olan ikizi, çevresine karşı daha az ilgili olabiliyor. İkizler arasındaki bu tür farklılıklar, kişilik ve zekâ seviyesini belirlemede en az kalıtımsal proteinler kadar sorumlu olabiliyor.

Sonuç olarak kişiliğimizi genler belirliyor olsa da insani davranışlarımızı aynı şekilde sadece kalıtıma bağlamanın yanlış olduğunu, bunun yanında çevresel faktörlerin de çok önemli rolleri olduğunu söyleyebiliriz.

DAHA FAZLA İÇERİK

“Gen ve Çevrenin Davranışlarımıza Etkisi” tarzında

Daha fazla “PSİKOLOJİ” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Kaynak
noroblog

Şefaat ÇATANAK

Atatürk Üniversitesi-Bilgisayar Mühendisliği Öğrencisi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu