Hurûfilik Nedir?

Hurûfilik, Türkçe’de “harfler” anlamına gelen “hurûf” kelimesinden türemiş bir inanç sistemidir. “Hurûf” harf kelimesinin çoğuludur. Harf ise alfabeyi teşkil eden işaretlerin her birisidir.

Hurûfilik Sembolü

Hurûfilik temeli, çok eski çağlardan süre gelen ve harflerle sayıların kutsallığını kabul edip bunlara çeşitli sembolik anlamlar yükleyen anlayışa dayanmaktadır. Eskiden beri tabiatta varlığı kabul edilen esrarlı güçler şekil ve harflerle ifade edilmeye çalışılmış, tabiat bilimlerinden önce tılsım, sihir gibi teknikler kullanılarak “hurûf” ilmi adı altında sözde ilimler ortaya çıkartılmıştır. Ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak saptanamamakla birlikte milattan önce 3. ve 4. yüzyıllardan itibaren Ortadoğu’ da Helenistikgnostik karakterli dinlerde ortaya çıktığı görülmüştür. Kabalaistik İslam dünyasında harflerin esrarlı özelliklere sahip olduğu düşünülmüş ve bu düşünce epeyce bir eskidir. 2. yüzyılda Şiîler’den Mugire b. Saîd el-İcli, Allah’ı harflere benzetmiştir. Sonrasında Hurûfî anlayış ve yorumlar, başta bazı mutasavvıflar olmak üzere İslami gruplar arasında da ilgi görmüştür, özellikle İbn-i Arabi’nin katkıları bu ilgiyi artırmıştır. İbn-i Haldûn ve Kâtip Çelebi gibi âlimler bile bu akımın sularına kapılmaktan kendilerini alıkoyamamışlardır.

Peki kimdir bu Hurûfilik’in kurucusu ?

740/1340’da Hazar denizinin güneydoğusundaki Esterebad şehrinde doğdu. Daha sonra bir düşünce ekolüne etki edecek olan Hurûfilik’i kurmuştur. Fazlullah 18 yaşlarında tasavvufa ilgi duymuş ve bu yıllarda hac maksadıyla çıktığı yolculukta nihayet İsfahan’a yerleşmiş. Burada müridleri ile dünya işlerinden uzak bir hayat geçirmişlerdir. Küllah dikip para kazandığı için “helalhor” (helal yiyen) lakabıyla ün kazanmıştır.

 

Hurûfiliği bir sistem şekline sokan ve yayan kişi Fazlullah Esterabadi’dir.

 

Asıl ününü rüya yorumlamaları ile kazanmıştır. Rüya kendisi için vahiyden sonra en önemli bilgi kaynağıdır. Öyle ki Tebriz’de iken gördüğü bir rüya ileri sürdü. Rüyaya göre; Hz. Adem, Hz. İsa ve Hz. Muhammed Allah’ın halifeleri, kendisi ise mehdi ve mesihtir; peygamberlerin ve velilerin sonuncusudur. Bu sebeple Tebriz uleması tarafında kafir ilan edilir ve Tebriz’i terk eder. Îslam dünyasında bâtınî düşüncelerin ışığında Bâtınî Şeyhlerinden olan ve Horasan’da isyanlara karışan Şeyh Hasan-ı Cûrî ve onun halifelerinin tesiriyle sistemini kurmuş ve âkidesini yaymama çalışmıştır. Hurufiliği kurarken Bâtınîler’in te’vil usullerini çok başarılı bir şekilde kullanan Fazlullah rüya yolu ile gerçeği bulduğunu , sırların kendisine bu yolla bildirildiğini ileri sürer ve Arapça’daki yirmi sekiz harf ve Farsça’daki dört harf ile sayılar arasında çeşitli ilişkiler kurmak suretiyle sistemi yerleştirmiştir. Hurufilik anlayışının günümüzde de henüz ne olduğu ve neyden etkilenerek ortaya çıktığı bilinmemektedir. Kimileri din olarak kimileri sadece düşünce kimileri ise ekol olarak görmektedir.

 

Yakıldıkları rivayet edilirken hurufiliği yayan mutasavvıf şair Seyyid Nesimi de hurûfilik sebebiyle derisi yüzülerek cezalandırılmıştır.

 

Fazlullah’ın fikirleri şeriata aykırı olduğu için Timur tarafından tutuklanması emredildi. Timur verilen Şirvan Emiri Şeyh İbrahim’in kadısı Bayezid’in fetvası ile onun 796’da (1394) idamına hükmetti. Alıncak Kalesi’nde boynu vurularak idam edildi. Hurufiler gittikleri yerlerde çoğunlukla iyi karşılanmayıp kafir ilan edilmişlerdir. Yakıldıkları rivayet edilirken hurufiliği yayan mutasavvıf şair Seyyid Nesimi de hurûfilik sebebiyle derisi yüzülerek cezalandırılmıştır.

Hurûfilik’in Kaynağı: Câvidânnâme

hurufilik
Câvidânnâme’nin ilk iki sayfası (Millet Ktp., Ali Emîrî, Far., nr. 920)

Fazlullah Hurûfi’nin en önemli eseri olup aynı zamanda Hurûfilik ekolünün kaynağıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bütün “fazl” (fadl) kelimeleriyle Fazlullah’ın kastedildiğine inanan, onu Allah’ın zuhuru şeklinde gören Hurûfîler, Fazlullah’ın baş eseri olan Câvidânnâme’yi ilâhî kitap olarak tanırlar.

788’de kaleme alınan eserin bazı bölümleri Esterebad lehçesiyle yazılmıştır. Eserde Fazlullah Kur’ân-ı Kerîm’i kendi Bâtınî görüşleri ile te’vil ve tefsir etmiştir. Bazı surelerin başında bulunan hurûf-ı mukattaanın (Kur’an’da yirmi dokuz surenin başında yer alan ve isimleri ile telafuz edilen harflerin ortak adı. Örnek: “Hâ mîm, Elif lâm râ” v.b) sırlarını çözdüğünü söyleyerek eserinin bir Kur’an tefsiri olduğunu ileri sürmüş. Bilindiği üzere kuranın başında geçen bu harflerin henüz ne anlama geldikleri bilinmemektedir ve Fazlullah bu esrarlı harfleri çözdüğünü iddia etmiştir.

hurufilik

“Cahil insan kendinde bu sırrı göremeyendir.”

Fazlullah’ın görüşlerinin en belirgin özelliği, Allah’ın tecellisi olarak algılanan insanın ilah derecesine yükseltilmesidir. Her insan bu sırrın farkına varmalı ve kâmil insan derecesine erişmelidir.

 

Allah gizli bir hazinedir ve her şeyin mevcudiyetidir.

 

hurufilik
İnsan yüzündeki burun “elif”, burnun iki yanı “lam”, gözler de “he” harflerini verir. Böylece insanın yüzünde iki simetrik Allah sözcüğü ortaya çıkar. Ayrıca insan yüzünde çeşitli hatlar vardır. hutût-ı ebiyye(baba hatları) , hutut-ı ümmiye (ana hatları) ; iki kaş , dört kirpik ve saçtan oluşan yedi çizgiye denir. Ve her insan yüzünde bu çizgilerle doğar. Bu yedi çizginin dört öğesi yani ateş, hava, su ve toprak ile çarpımı Kur’an alfabesinin 28 harfini verir.

Allah gizli bir hazinedir ve her şeyin mevcudiyetidir. ruhu ise seslerdir. Sesin en mükemmel hâli, kelâm yani sözdür. Kelâm ise anca insanlarda zuhur eder. Söz sesten, ses de harften oluştuğu için sözün ve sesin kaynağı harftir. Sesten ibaret olan varlık gayb alemindedir. ses gayb aleminden şehadet alemine çıkınca harf şeklini alır. Bu halde ses vahdeti, harfler ise çokluğu, varlığın çeşitlenmesini, kesreti bildirir. İnsanda ses söze bürünür ve bu şekilde kemâle erişir. Tanrı, kendisini insanın yüzünde “söz” biçiminde görünür kılmıştır. Sözün öğelerini sayısal birer değeri vardır.

 

Sesin en mükemmel hâli, kelâm yani sözdür.

 

İslam düşüncesinde harflerle ilgili yorumlar yapıldığında ilk akla gelen ebced kavramıdır. Kısaca Ebced hesabı, Arap alfabesindeki her harfin bir sayı değeri olduğunu kabul eder ve bunun sayesinde çeşitli yöntemler kullanılarak hesap yapmak için kullanılan sisteme denir.

Hurûfilik’i ele aldığım bu yazımın sonuna gelirken ne kadar kafirlik ile suçlansalar da İnsana değer verdiklerini Allah’ın yaratılmış tüm varlıklarda bir parçasının olduğunu, bu koskoca alemin yine bir insan için yaratıldığını unutmayalım.

 

 

Âşık Dâimi

 

İnsan hakta hak insanda
Arıyorsan bak insanda
Hiç eksiklik yok insanda
Madem ki ben bir insanım

Bunca temmenni dilekler
Vız gelir çarkı felekler
Bana eğilsin melekler
Madem ki ben bir insanım

Enel Hak’ım ismim ile
Hakka erdim cismim ile
Benziyorum resmim ile
Madem ki ben bir insanım.

37
0
Düşüncelerinize bayılırım, lütfen yorum yapın.x
()
x