Araç çubuğuna atla

Dünya’mızın günlük yaşam süremizi etkileyen Schumann rezonansı adında bir kalp atışının olduğunu biliyor muydunuz?

Zaman
Zaman

Dünya’yı devasa bir elektrik devresi olarak ele alalım. Bu durumda atmosferi zayıf bir üretece benzetebiliriz. Atmosferimizde yüklü parçacıklar içeren iyonosfer tabakası bulunmaktadır ve işte Dünya’nın ‘’nabzı’’ yani Schumann rezonansı bu tabaka ile yeryüzü arasındaki 55 kilometrelik boşlukta atar.

DÜNYA’NIN BİR GÜNÜ 16 SAATE İNDİREN NABZI: SCHUMANN REZONANSI

Schumann Rezonansı iyonosfer ile taşküre arasında gerçekleşen doğal titreşimin adıdır. Bu titreşim, 1952 yılında Alman fizikçi Winfrey Otto Schumann tarafından keşfedilmiş ve 1987’de Schumann ve Könnig tarafından geliştirilmiştir.

Schumann rezonansının gerçekleştiği devasa elektrik devresi: Dünya
Devasa elektrik devresi: Dünya

Güneş ışınları ve –yıldırım gibi- elektriksel akımların atmosfere enerji boşaltması sonucu elektriksel güç elektromanyetik alan oluşur ve Schumann rezonansı süreklilikle meydana gelir.

Schumann Rezonansının Sabit (!) Frekans Değeri

Schumann rezonansının frekansı saniyede 6 ila 50 titreşim arasında değişir. (7-14-20-27-33-39 ve 45 Hz. Değerlerini alabilmektedir.) Bu da demektir ki iyonosfer tabakası aslında bu frekans aralığında gerçekleşen titreşimlerden meydana gelmektedir. Ancak bu değerlerin kabul görmesi için uzunca bir zaman gerekmiştir. Çünkü onlarca yıldır Schumann rezonansının frekansının değeri yalnızca 7.8 Hertz olarak kaydedilmişti ve bu değerin sabit olduğu düşünülüyordu.

Ta ki 1980 Yılına Kadar…

1980 yılından itibaren Schumann rezonansının frekansı garip bir şekilde yükselmeye başladı. İlk olarak 8.5, sonra 11, daha sonra 17.5 olarak yeni değerler kaydedildi. Bilim insanları bu değerleri çok garip karşıladılar hatta başlarda kullandıkları ekipmanlarda arıza olduğunu düşündüler, Schumann rezonansının frekansının 15-25 Hertz arasında değer alması onlar için normal değildi. Nitekim kaydedilen değerlerin doğru olduğu sonucuna ulaştılar ve en nihayetinde bu değer 2017 yılında 36 hertze kadar yükseldi.

SCHUMANN REZONANSI VE DÜNYA HAYATININ SONUNUN İLİŞKİSİ

Öyle ki yaklaşık 15 yıl önce  bazı kişiler –bilimsel bir dayanağı olmasa da- Schumann rezonansının değeri 13’e ulaştığında rezonansın sıfır noktasına geleceği (yani tamamen titreşmeyi bırakacağı) hatta 16-17 hertze ulaşıldığında Dünya hayatının sonunun geleceği ve kıyametin kopacağı endişesi içerisindeydi. Günümüzde elde edilen değerler neyse ki bu endişelerin yersiz olduğunu gösteriyor. Ya da biz öyle düşünüyoruz.

Schumann Rezonansı hızlandıkça zamanımız ''uçuyor''

Schumann rezonansının ‘’normal’’ değerinin 2,3,4 hatta 5 katına çıkması bu kadar garip karşılanırken ve ve bu konuda bilim insanlarınınkiler de dahil çeşitli endişeler bulunurken neden yaşantımız bu durumdan hiç etkilenmedi? Bu kadar korkunç olan ne?

Aslında bunun cevabını hepimiz hemen her gün tekrar tekrar söylüyoruz hatta insanın yaşı ilerledikçe bu cevabı tekrarlama sayısı da artıyor.

Zaman Su Gibi Akıyor

Bunu söylerken haksız sayılmayız. Zaman kelimenin tam anlamıyla daralıyor ve biz nasıl geçtiğinin farkına bile varamıyoruz. İstesek de istemesek de beynimiz Schumann rezonansının titreşimi ile uyumlu hareket ediyor. Yani farkında olmaksızın Dünya ile senkronize oluyoruz. Beynimiz farklı seviyelerde frekans aralıklarına sahiptir. Örneğin günlük işlerimizi hallederken, spor yaparken, uyurken, kitap okurken vs. beynimiz farklı frekanslarda dalgalar yayar.

Gezegenimizde zaman hızlanıyor
Hızlanan zaman

Beynimizdeki ”Küçük” Schumann Rezonansı

Schumann rezonansıyla benzerlik gösteren alfa dalgaları, hayal kurma veya meditasyon halindeyken beynizimden yayılır.
Meditasyon

Yapılan araştırmalarda beynimizin gözler kapalıyken, hayal kurarken veya meditasyon yaparken yaydığı alfa dalgalarının Schumann rezonansı ile benzerliğe sahip olduğunu gösteriyor. Biyoenerji terapilerinin bilimsel dayanağı da bu benzerlikten gelmekte.

DÜNYA İLE DEĞİŞİYORUZ

Schumann rezonansı değişirse Dünya değişir. Dünya değişirse biz değişiriz. Schumann rezonansının değişimiyle beynimiz de bu titreşime bir şekilde ayak uydurur. Baştan aşağı tüm vücudumuzun işleyişini kontrol eden bu mekanizmanın değişimi de hislerimizin ve algılarımızın değişimiyle sonuçlanır. Bu değişimin en önemlisi ise ‘’günlük yaşam süremizdir’’.

İnsan beyni
İnsan beyni

Bir Gün Herkese 24 Saat Değil Mi?

Schumann Rezonansının Etkisiyle Günler 16 Saat Sürüyor

Schumann rezonansı hızlandıkça zaman da hızlanıyor. Bir gün 24 saat yerine 16 saat sürüyor. Kulağa imkansız gibi geliyor, zaten de öyle. Değişen Dünya’nın kendi etrafında dönüşünü tamamlama süresi veya açısal hızı değil aslında. Değişen bizim ‘’zaman algı’’mız.

Schumann rezonansının beynimizle olan ilişkisi düşündüğümüzden o kadar güçlü ki gün içerisinde yaşadığımız duygu değişimlerini -dolayısıyla olaylara verdiğimiz tepkileri- etkilemekle beraber zaman algımızı da değiştiriyor. Sonuç olarak bir gün fiziksel olarak 24 saat sürse de beynimizde bu süre 16 saate tekabül “etmekte.

Zaman daralıyor
Zaman daralıyor

Var olan zamanımız, yapmak ve yaşamak istediklerimiz için zannettiğimizden daha da kısıtlı. Öyleyse kalkıp harekete geçmeli hem de 5 saniye içerisinde!

Nazlı ÇELİKDAĞ

26.08.2020

Kaynakça

Biyoenerji terapisinin bilimsel bir açıklaması var mıdır?

Vikipedi

Yerkürenin Atmosferi

Foton Çağı

Dünyanın kalp atışı

Sonsuz Olasılık

İnsanlar Uyanıyor

Ekşi Sözlük

Gezegenimizin Doğal Kalp Atışı: SCHUMANN REZONANSI

Dünya’mızın günlük yaşam süremizi etkileyen Schumann rezonansı adında bir kalp atışının olduğunu biliyor muydunuz?

Zaman
Zaman

Dünya’yı devasa bir elektrik devresi olarak ele alalım. Bu durumda atmosferi zayıf bir üretece benzetebiliriz. Atmosferimizde yüklü parçacıklar içeren iyonosfer tabakası bulunmaktadır ve işte Dünya’nın ‘’nabzı’’ yani Schumann rezonansı bu tabaka ile yeryüzü arasındaki 55 kilometrelik boşlukta atar.

 

DÜNYA’NIN BİR GÜNÜ 16 SAATE İNDİREN NABZI: SCHUMANN REZONANSI

 

Schumann Rezonansı iyonosfer ile taşküre arasında gerçekleşen doğal titreşimin adıdır. Bu titreşim, 1952 yılında Alman fizikçi Winfrey Otto Schumann tarafından keşfedilmiş ve 1987’de Schumann ve Könnig tarafından geliştirilmiştir.

Devasa elektrik devresi: Dünya

Güneş ışınları ve –yıldırım gibi- elektriksel akımların atmosfere enerji boşaltması sonucu elektriksel güç elektromanyetik alan oluşur ve Schumann rezonansı süreklilikle meydana gelir.

 

Schumann Rezonansının Sabit (!) Frekans Değeri

Schumann rezonansının frekansı saniyede 6 ila 50 titreşim arasında değişir. (7-14-20-27-33-39 ve 45 Hz. Değerlerini alabilmektedir.) Bu da demektir ki iyonosfer tabakası aslında bu frekans aralığında gerçekleşen titreşimlerden meydana gelmektedir. Ancak bu değerlerin kabul görmesi için uzunca bir zaman gerekmiştir. Çünkü onlarca yıldır Schumann rezonansının frekansının değeri yalnızca 7.8 Hertz olarak kaydedilmişti ve bu değerin sabit olduğu düşünülüyordu.

 

Ta ki 1980 Yılına Kadar…

1980 yılından itibaren Schumann rezonansının frekansı garip bir şekilde yükselmeye başladı. İlk olarak 8.5, sonra 11, daha sonra 17.5 olarak yeni değerler kaydedildi. Bilim insanları bu değerleri çok garip karşıladılar hatta başlarda kullandıkları ekipmanlarda arıza olduğunu düşündüler, Schumann rezonansının frekansının 15-25 Hertz arasında değer alması onlar için normal değildi. Nitekim kaydedilen değerlerin doğru olduğu sonucuna ulaştılar ve en nihayetinde bu değer 2017 yılında 36 hertze kadar yükseldi.

 

SCHUMANN REZONANSI VE DÜNYA HAYATININ SONUNUN İLİŞKİSİ

Öyle ki yaklaşık 15 yıl önce  bazı kişiler –bilimsel bir dayanağı olmasa da- Schumann rezonansının değeri 13’e ulaştığında rezonansın sıfır noktasına geleceği (yani tamamen titreşmeyi bırakacağı) hatta 16-17 hertze ulaşıldığında Dünya hayatının sonunun geleceği ve kıyametin kopacağı endişesi içerisindeydi. Günümüzde elde edilen değerler neyse ki bu endişelerin yersiz olduğunu gösteriyor. Ya da biz öyle düşünüyoruz.

Schumann rezonansının ‘’normal’’ değerinin 2,3,4 hatta 5 katına çıkması bu kadar garip karşılanırken ve ve bu konuda bilim insanlarınınkiler de dahil çeşitli endişeler bulunurken neden yaşantımız bu durumdan hiç etkilenmedi? Bu kadar korkunç olan ne?

 

Aslında bunun cevabını hepimiz hemen her gün tekrar tekrar söylüyoruz hatta insanın yaşı ilerledikçe bu cevabı tekrarlama sayısı da artıyor.

 

Zaman Su Gibi Akıyor

Bunu söylerken haksız sayılmayız. Zaman kelimenin tam anlamıyla daralıyor ve biz nasıl geçtiğinin farkına bile varamıyoruz. İstesek de istemesek de beynimiz Schumann rezonansının titreşimi ile uyumlu hareket ediyor. Yani farkında olmaksızın Dünya ile senkronize oluyoruz. Beynimiz farklı seviyelerde frekans aralıklarına sahiptir. Örneğin günlük işlerimizi hallederken, spor yaparken, uyurken, kitap okurken vs. beynimiz farklı frekanslarda dalgalar yayar.

Hızlanan zaman

Beynimizdeki ”Küçük” Schumann Rezonansı

Meditasyon

Yapılan araştırmalarda beynimizin gözler kapalıyken, hayal kurarken veya meditasyon yaparken yaydığı alfa dalgalarının Schumann rezonansı ile benzerliğe sahip olduğunu gösteriyor. Biyoenerji terapilerinin bilimsel dayanağı da bu benzerlikten gelmekte.

 

DÜNYA İLE DEĞİŞİYORUZ

 

Schumann rezonansı değişirse Dünya değişir. Dünya değişirse biz değişiriz. Schumann rezonansının değişimiyle beynimiz de bu titreşime bir şekilde ayak uydurur. Baştan aşağı tüm vücudumuzun işleyişini kontrol eden bu mekanizmanın değişimi de hislerimizin ve algılarımızın değişimiyle sonuçlanır. Bu değişimin en önemlisi ise ‘’günlük yaşam süremizdir’’.

İnsan beyni

Bir Gün Herkese 24 Saat Değil Mi?

Schumann Rezonansının Etkisiyle Günler 16 Saat Sürüyor

 

Schumann rezonansı hızlandıkça zaman da hızlanıyor. Bir gün 24 saat yerine 16 saat sürüyor. Kulağa imkansız gibi geliyor, zaten de öyle. Değişen Dünya’nın kendi etrafında dönüşünü tamamlama süresi veya açısal hızı değil aslında. Değişen bizim ‘’zaman algı’’mız.

Schumann rezonansının beynimizle olan ilişkisi düşündüğümüzden o kadar güçlü ki gün içerisinde yaşadığımız duygu değişimlerini -dolayısıyla olaylara verdiğimiz tepkileri- etkilemekle beraber zaman algımızı da değiştiriyor. Sonuç olarak bir gün fiziksel olarak 24 saat sürse de beynimizde bu süre 16 saate tekabül “etmekte.

Zaman daralıyor

Var olan zamanımız, yapmak ve yaşamak istediklerimiz için zannettiğimizden daha kısıtlı. Öyleyse kalkıp harekete geçmeli hem de 5 saniye içerisinde!

 

 

Kaynakça

Biyoenerji terapisinin bilimsel bir açıklaması var mıdır?

Vikipedi

Yerkürenin Atmosferi

Foton Çağı

Dünyanın kalp atışı

Sonsuz Olasılık

İnsanlar Uyanıyor

Ekşi Sözlük

Sevgili GETURGEN ziyaretçisi, içeriğimizi beğendiysen paylaşmaya ne dersin? 💜🧡💙
Share on twitter
Twitter
Share on facebook
Facebook
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on linkedin
LinkedIn
Share on reddit
Reddit
Share on pinterest
Pinterest
Çevrimiçi Üyeler
Şu an çevrimiçi kullanıcı yok
Kategoriler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer içeriklerimize göz atmaya ne dersin?

Bizi Uzaklarda Aramayın!

TOPLULUĞUMUZDA YER ALMAK İÇİN

BİZDEN HABERİNİZ OLSUN!

Kullanım şartlarını kabul etmek için onaylayın!
GELİŞTİREN TÜRKİYE GENÇLERİ

Copyright © 2020 GETURGEN | Tüm Hakları Saklıdır.

Post Views: 105