Eylülde Kar Tanesi

Hüzünlü bir eylül akşamı, havada ılık bir rüzgar, yüreğinde çokça hüzün çokça huzur vardı. Rüzgar yüzüne değdiği esnada, kahvesinden bir yudum aldı. Gözleri nemliydi, çok geçmeden bir yaş süzüldü rüzgarın üşüttüğü yanaklarına doğru. Hırkasını giymişti ama yine de üşüyordu. Yüreğinde aşk, sevgi, özlem ve korku vardı ama o üşüyordu. Başını semaya kaldırdı, gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı. Semanın huzurunu uzunca çekti içine. Aniden açtı gözlerini, göz yaşları akmaya devam ediyordu ama üşümüyordu. Semadan aldığı her nefes içini ısıtıyordu onun. Şaşırıyordu. Şaşırıyor ve seviyordu. Peki neydi Uzel’i şaşırtan, korkutan? Bu kadar sevmesi kimeydi, nedendi?

geturgen.com
“Keşke seni gülümseten her şey olsaydım.”

 

Uzel isminin iki anlamı vardır. Birincisi sevdalı, aşık ikincisi ise becerikli kişi demektir. Becerikli olduğu bilinmezdi ama sevdalı olduğu, aşık olduğu aşikardı.

Uzel daha 19 yaşındaydı. Hayattan keyif almazdı ya da almayı bilmezdi. Nefes alıyordu, yaşamaya çalışıyordu, yaşadığından habersiz. Sıcak bir yaz günü karşısına bir kız çıktı. Kaybettiği umutlarını, hevesini, sevincini geri verecek kişiydi bu. Yarım kalan yüreğini, hayallerini, hayatını tamamlayacak kişiydi. O an Uzel’in kurumuş yüreğinde çiçekler açmıştı sanki, gönlündeki sonbahar ilkbahara dönmüştü adeta.

Hayatı değişmeye başladı. Günler geçtikçe sorunları çözülüyor, hayatındaki kötülükler ve sıkıntılar yerini güzelliklere bırakıyordu. Sıradan gördüğü gökyüzü çok farklıydı artık. Mavi farklıydı, bulutlar farklıydı, içine çektiği nefes farklıydı artık. Artık sıradan bir gökyüzü yoktu. Sema vardı, sadece Sema. Semaya bakmak gökyüzüne bakmaktan daha değerliydi, daha anlamlıydı artık. Çünkü mavinin huzurunu, kaybettiği umudunu, ihtiyacı olan sevgiyi Sema’da bulmuştu. Başını semaya kaldırıp derin bir nefes alıyordu. O nefes, eksik kalan Uzel’i tamamlıyordu artık.

Günler geçti, aylar geçti. Eylül ayı geldi kondu yüreklerine. Yüreklere getirdiği hüzünle sevilen Eylül ayı… Birbirlerini çok sevdiler, çok güldüler, çok eğlendiler ama sevda bu hep huzur ve mutluluk vadetmiyor ya insana. Zaman geldi üzüldüler, incindiler, yürekleri yandı, acılar çektiler. Bu sevda öyle bir sevdaydı ki, her an her koşulda birlikteydiler. Birbirlerine söz verdikleri gibi…

 

geturgen.com
“Ruhları birbirine bağlı insanlar vardır, yürekleri mesafe kabul etmez.”

 

Uzel endişe etmezdi, korkmazdı. Ama artık büyük bir korkusu vardı. Mavinin huzurunu Sema’da bulamamaktan korkuyordu artık. Bundan ötürü yüreği yanardı. Yine yüreğinin cayır cayır yandığı bir Eylül akşamıydı. Başını kaldırıp derin bir nefes çektiği Semadan bir kar tanesi düştü yangın yerine, yüreğine. Bu kar tanesinin bir yanı masmavi bir yanı bembeyazdı. Hayatını güzelleştiren, ona can veren kıza ne kadar da benziyordu. Yüreği kar tanesinin beyazıydı. Tertemiz, iyilik ve sevgi dolu… Aşkı ise kar tanesinin mavisiydi. Sıcacık, aşk ve şefkat dolu… Uzel ise yüreğine düşen bu kar tanesinde, maviyle beyazın arasında bulmuştu hayallerini, umutlarını, hayatını.

 

   Eylül’de yüreğine düşen bir kar tanesi; Uzel’in can suyu, yüreğinin gül bahçesi, derdinin dermanı olmuştu. Bu kar tanesi yanan bir yüreğe hayat olmuştu. Eylül’ün hüznü yerini huzura bıraktı.

“Bir eylül akşamı sev beni. Yıldızlar gökyüzüne yakışsın, sen yanıma.”

Yorumlar
mail-icon
Yeni içeriklerimizden anında haberdar ol!

POPÜLER HABERLER