Edebiyat

Efsanenin Ruhsuz Bekçileri

Efsanenin Ruhsuz Bekçileri

Yıllar geçmiş bizden biz geçeli. Ben ki ben olalı çeyrek asrı arkamda bırakmışken nasıl olur da hasretini göğüs kafesimde bin yıldır taşırım? Olacak iş değil; hafızama kazınmış zannettiğim bütün suretler, ismini zikreder etmez infilak edildi. Olacak iş değil, meğer var olduğumdan beri varmışsın bende.

Şimdi şimdi anımsıyorum, toy ama masum hâllerimizi. Ben seni taşırken gönlümde acemi bir çocuk ve kundaktaki bebek kadar saftım. Büyük, dev insanlara düşman kesilirdim. Zamanı kandırıp kör kuyulara atmak için planlar yapardım çocuk aklımla. Takvim yapraklarından kopan her bir sayfa canımı acıtırdı. Oldum olası sevmezdim yeni zaman diye söylenen efsanelerdeki ruhsuz bekçileri. Zaman ileri değil, geri aksın isterdim. Eski çağlarda ama yine yanımda olman için bütün oyuncaklarımı hatta belki de bütün mavi balonlarımı verebilirdim çocuk hâlimle.

Sonra zaman beni kandırdı. Takvim yapraklarını onar onar koparttılar. Akrep ile yelkovan delice bir yarışa kurban gitti. İkisi de kazanamadı; ama biz kaybettik!

Büyüdüm!

Büyüdük!

Mavi balonlarımı yok pahasına patlattılar. Sonra maviden nefret ettim. Bütün oyun arkadaşlarım terk ettiler parkımı. Koca koca insanlar zorla büyüttüler beni.

En büyük acıları büyürken yaşadım ben. Çocuk kalmayı başaramayınca yaşlı olmayı denedim. Daha ağır, daha sakin, daha umutsuz… Her şeyin dahasını aldım yamacıma. Orta hâlli biri olmak, geçmedi hiç aklımdan. Ya çocuk ya yaşlı olacaktı ruhum. Bedenimin yaşını bilmem gerekmezdi; ruhum kaç yaşında, onu bulmaya çalıştım.

ruhsuz bekçi

Ben yaşlıyım şimdilerde. Elimde baston, bahçeme gömdüm kopmuş takvim yapraklarını. Her gün mezarları başında senli zamanları yâd ediyorum. Gözlerim görmüyor ufku. Göz altlarımdaki torbalarda çocuk ruhlarımız, eski neşemiz ve bir parça mavimiz saklı hâlâ.

Sahi, senin ruhun kaç yaşında kaldı?

Benim gibi tuttu mu seni de bu neslin acımasız, dev, ruhsuz bekçileri?

Benim gibi çok savaş verdin mi sen de?

En azından sen eskilerde kalmış ol. Elimdeki bastonumun yerini mavi bir balona teslim et. En azından sen kazanmış ol başka bir yerde. Ben yolunu gözlerken zindandaki çocuk hâlime umut dolu mektuplar yazabileyim.

“Diren küçüğüm. ‘O’ kazanmış, yola düşmüş. Esaretin bitmesine az kaldı,”

Diye bitireyim mektuplarımı.

Sen kazanmış ol “var olanım!” BENDE HEP VAR OLACAKSIN.

DAHA FAZLA İÇERİK

“Efsanenin Ruhsuz Bekçileri” tarzında

Daha fazla “EDEBİYAT” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Daha Fazla Göster

Melek GÖKÇE

Iyi bir gezgin. "BENDEN ÖNCE ÖLME SAKIN" kitabının yazarı. Acemi bir metin yazarı. Yazmak bizde bir tutku.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu