Düşünce

Modern Olmadan Postmodern Olmak

Bir merdivenden yukarı çıkmak için basamakları tek tek tırmanmak ya da ikili üçlü tırmanıp daha hızlı yükselmek mi doğru olurdu? Modernizm ve postmodernizm arasındaki ilişki de yüksek olasılıkla tam olarak bu şekilde bir soru ile üzerinde durulması gereken bir konu olabilirdi.

Edebiyat eserleri içerisinde eleştirilerle ve çeşitli açıklamalarla bir eserin bizlere ne anlatmak istediğini, o dönemdeki siyasi ortamı, toplumun sosyal durumunu veya eseri oluşturan kişinin yaşadığı hayatı görebileceğimiz gibi aynı zamanda sanatçının dili kullanışından da hangi akımdan etkilendiğini de görmemiz mümkündür. Yeni edebiyatta pek çok akım, şiirlerde ya da romanlarda karşımıza çıkarken; postmodernizm denilen bir akım ile standart hikâye anlatma şekli farklı bir hal almaya başlamaktadır. Bu durum da eserler için yapılacak eleştirileri klasik formdan çıkartıp çok daha derinlemesine bir hal almasına olanak sağlıyor.

Postmodern

Edebiyatı ele alacak olduğumuzda pek çok eser, söz konusu merdiven basamaklarında modernist düşünceyi benimsemeden postmodernist bakışa uzun bir adım atmış oluyor.

Peki modern olmadan postmodern olmak neyi ifade ediyor?

Modernizm, 19. yüzyılda temelleri ortaya atılan ve artık eski gelenekçi yapının geçerliliğini yitirdiğini savunan bir akımdır. Bu akıma göre verilen çeşitli sanat eserleri ortaya koyuyor ki artık içinde bulunulan çağ; klasik Rönesans ya da Osmanlı minyatürü eserlerini değil, yeni düşüncelere açılan bir kapının olduğu farklı bir alana doğru gidiyor. Toplumun organize ediliş şeklinden tutun da siyasi perspektiften bakıldığında artık halkın yavaş yavaş özgürce fikrini ortaya koymasına kadar yaptığımız gözlemler; bu akımın giderek kendine yeni temsilciler katmaya başladığının göstergesi olmaktadır.

Estetik kaygının en üst düzeyde tutulduğu modernizme göre beş duyu organına hoş gelen ne varsa başarılı bir sanat eseri olarak karşımıza çıkıyor. Bu da Fransa temelli olan bu bakış açısını, sanatın hemen her alanında yaygınlaşabilecek bir akım haline getiriyor.

Buna karşın postmodernizm, modernizmden öte bir evreni çağrıştırıyor.

İnsan zihninin tasarladığı her şeyin soyut bir algıdan çıkıp somutlaştırılarak karşımıza gelmesi, postmodernist düşünceye göre mümkün oluyor. Bu anlamda da kültürel ya da zihinsel sorunların tespiti yoluyla bunların derinlemesine fikir temeline oturtulması postmodernist düşüncede karşımıza çıkıyor. Herkesçe kabul edilen evrensel değerlerin sorgulanabilmesi bakımından postmodernist anlayış, kişilere zihinsel kabiliyetin gelişmesi olanağını da sağlıyor.

Modern Gerçeklik Nasıl Postmodern Oldu?

Sosyal temaları işleyen eserlerimizde özellikle “modern çağ” eleştirisi karşımıza çıkar. Hayatın sanayiye göre şekillenmesi, şehir yaşamının buna bağlı olarak gelişmesi ve geleneksel yapının bırakılıp artık bir yaşam tarzının belirlenmesi postmodernist sorunlara da zemin hazırlamıştır. Sanatçılara göre “makine çağı” olarak adlandırılan bu dönemden sonra eleştiriye açık pek çok sosyal problem ortaya çıkmıştır.

Postmodern

İnsanlar arasındaki problemler, şehirleşme ile gelen sıkıntılar, hastalıklar, suç oranlarının artması, geçim sıkıntısı, zevklerin ve tutkuların üst seviyeye çıkması, kadınlarla ilgili sorunlar, ahlak ve dinin yozlaşması ve yapay besin maddeleri gibi çoğu problem aslında insanların özgürleştiğini sanırken toplumsal alanda kendilerine ket vurmalarına yol açmıştır. Bu da söz konusunu sorunlardan kaçmak isteyenler için futbol, televizyon, alkol, cinsellik gibi çeşitli kaçış yollarına başvuran insanları hayatın merkezine koymuş ve bir gerçeği yapmıştır.

İnsanı insan yapan değerlerin bu denli hızlı bir şekilde yozlaşmaya başlamasından kaynaklı ister istemez modernist algı daha oturmadan toplumdaki sanatçılar, postmodernist fikirlere bodoslama bir giriş yapmıştır.

Modernizme başkaldırı olarak nitelendirilen postmodernizm, bu anlamda modernizmle birlikte başlayan “insanın sınırlarını aşması” konusunu derinlemesine irdeleyerek özellikle edebiyat alanında kendini göstermiştir. Bilge Karasu, Oğuz Atay ve Yusuf Atılgan gibi pek çok isim postmoderni yani modernden sonrasını eleştirmek için çeşitli fikirlerini dile getirmiş ve bu eleştiri pastasından paylarını almışlardır. Onlara göre “roman” başı ve sonu belli olan bir hikâyedir. Ancak hayat bir roman değil anlatıdır. Bu yüzden de başında ve sonunda neyin ne olduğunu bilmediğimiz anlatılar, yoruma açık şekillerde onların eserlerinde karşımıza çıkmıştır.

Postmodernist eserler, zihni meşgul eden pek çok soruyu düşünmekle kalmamış; aslında ufku genişletecek yepyeni soruları da gün yüzüne çıkarmıştır. Bahsettiğimiz bu eserlere bakıldığında sosyal eleştiriden ziyade bireyin ve toplumda yer tutan tüm bireylerin zihinlerinin ve niyetlerinin eleştirisi de ön plana çıkmaktadır.

Bu durum ise “Hepiniz beyazın tutsağı olmuşsunuz. Zehirleniyorsunuz, ölüyorsunuz. Kimse aldırmaz, haz ön plana koşmaktadır.” sözlerini dile getiren Metin Kaçan’ın eleştirisini akıllara getirmektedir.

DAHA FAZLA İÇERİK

“Modern Olmadan Postmodern Olmak” tarzında

Daha fazla “DÜŞÜNCE” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Ece ÖNEL

Elif TOY

2020 yılında İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Mezuniyetimden itibaren çeşitli sitelerde SEO uyumlu marka içeriklerinin yanında, blog içerikleri ve Youtube projelerine dönük metin içerikleri üretme şansı yakaladım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu