Düşünce

Kayboluşlar Ülkesi

İçimde kocaman bir kayboluşlar ülkesi var. Yazmakla diniyor sansam da dertler bir çığ gibi büyüyor içimde. Zorlu olan bu meşakkatler geçer elbet bir gün, biliyorum. Ruhum savaşıyor, ruhum sancıyor, bağırıyorum aslında ama kimseler duymuyor.

Kayboluşlar ülkesi

İnsanlardan beklentimi en aza indirdim. Çoğu insan gitmek için girer hayatımıza zaten. Her şeyin bir vadesi var; ve dolunca o vade geriye anılar kalıyor sadece. Çoğu kez seversin, denersin tekrar tekrar tekrar; bulmaz lakin gönlün dengini. Hayallerin kırılır da bir cam kırığı gibi batar yüreğine, aslında cam batsa daha az acıtır, bu acı öldürüyor insanın yarınlarını.

Hayaller kurarız hiç düşünmeden yıkılacağını; hâlbuki hayat bu, bir verdiğini on misliyle geri alır bizden. Erken sevinç, derin mutsuzluklara gebedir çoğu zaman. İnanmak, güvenmek, sevmek yok olmakla eş değer. İçim şimdi buz tutmuş bir kütle gibi, içimde şimdi bir kayboluşlar ülkesi…

Sevgi ve değer anlayışımız hep farklı oldu insanlarla. Bu satırlarla döküyorum ben içimdeki zehri belki ama siz ancak o zehirde boğulabilirsiniz. Katran olup kararmış kalbiniz. Benim kalbim buz tuttu belki; lakin hiçbir zaman kararıp kötüleşmedi sizler gibi. Merhamet, bir altın değerindedir maneviyatta insan için; merhameti olmayan insana insan denmez benim kanaatimce.

Herkes haklı olduğunu düşünür her konuda, yanılma payını genellikle düşünmez kimse, aslında en çok böyleleridir kendilerini kandıran; çünkü aslında kimse tam anlamıyla haklı olamaz, kimse tam anlamıyla dürüst olamayacağı gibi. Size: “Ben böyleyim,” diyenler olacak; ama asla sizi olduğunuz gibi kabul edenler olmayacak hayatınızda. Sorunlar yaşanır ve biter, kimileri gider, kimileri kalır; ha şunu da unutmayın, kalanların hiçbiri olmaz eskisi gibi.

Ah, benim içim bir kayboluşlar ülkesi! Hem seviyor hem nefret ile dolup taşıyor. Nefret desem de aldırmayın, ben kıyamam kimseye; ah, hemen inanmayın böyle diyenlere de! İlk kıyanlar onlar oluyor genelde. Dedim ya, benim içim bir kayboluşlar ülkesi. Bir geliyor, bir gidiyor hayal gibi. İçim için için kanıyor. Farkında olup da olmamış gibi yapan herkese kırgınım. Sabrımın sonu varsa da öfkemin sonu da vardır elbet; ancak sabrım ne kadar sükûnetliyse öfkem de bir o kadar şiddetli fırtına gibidir. Dedim ya, benim içim bir kayboluşlar ülkesi. Ne gitmeyi bilirim ne kalmayı; sevmeyi bilirim ben, sevilmeyi bilmeden sadece. Selam olsun benim gibi kayboluşlar ülkesinde olan tüm güzel kalpli meleklere!

DAHA FAZLA İÇERİK

“Kayboluşlar Ülkesi” tarzında

Daha fazla “DÜŞÜNCE” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Vildan ÜLKER

Gümüşhane Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı ikinci sınıf birinci öğretim + Ataaof Çocuk Gelişimi birinci sınıf öğrencisiyim, 19 yaşındayım yazar olma yönünde çalışmalar da bulunuyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu