Düşünce

Benim Annem Bir Kilit Taşı

Benim Annem Bir Kilit Taşı

Bendeniz sağlık sorunları yüzünden 4 yaşında yürümeye başlamış, 7 yaşına kadar 3 defa evden kaçmış, annemin ilk göz ağrısı olan bir kız çocuğuyum. Çeyrek asır yaşına gelmiş bir kadın olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki eğer söz konusu olan “anneler” ise -hele ki benim annem ise- dünyayı değiştirsek, yeni bir gezegen keşfetsek de hep beceriksiz küçük bir kız çocuğu olarak kalacağız. Gelgelelim ben bu durumdan şikayetçi miyim?

Yok, hiç sanmıyorum.

Hele büyüdükçe annemin kanatlarının kıymetini anlıyorum.

Ah benim “herkür”, sır küpü annem! Bu mükemmellikle beni beğenecek hâli yok sonuçta. Her gelen jenerasyon daha mı beceriksiz oluyor yoksa türünün son örneği annelere mi sahibiz? Anlamak mümkün değil sanırım. Anneannem gelmiş 82 yaşına, annem olmuş 50, hâlâ: “Kızım sen yemek yemiyor musun?, Bu iş böyle mi yapılır kızım!” diyor. Hayır, bana sorsalar benim annem mükemmeliyetin anıtı. Böyle düşününce benim evlatcağızım da benim için: “Benim annem çok becerikli,” der mi acaba? Ölmeden şu biçare kulaklarım bunu işitir mi ki? Gerçi benim canım annem kesin beni evladıma da rezil eder. Haklı kadın sonuçta, bir kız 7 yaşına kadar nasıl 4 defa evden kaçar!

Ah benim çilekeş annem!

Ah vefakâr annelerimiz…

Yaş küçükken ben büyüdüm artık diye isyan edilen çocukluk yılları, büyüdükçe “Ben daha çocuğum!” demekle geçiyor. Düşünsenize; ev işlerinden tut, ev içindeki halkla ilişkilere kadar her şey annelerin ellerinden geçiyor. Dünyanın en iyi ara bulucusu, baba ile çocuk arasındaki köprüyü sağlayan anne değildir de nedir? Anne diye okunur; ama milyon tane cümle çıkar içinden.

Selçuklu mimarisinde yapıların kemer kısmında tam ortada kilit taşları olur. O taşı çekerseniz tüm bina yıkılır. Tek bir taş tüm yapıyı tuzla buz eder. İşte benim annem bir tarihî eser kadar değerli ve kıymetli. Yıl aldıkça daha da anlam kazanıyor; ve kilit taşı kadar hassas. O bir gün eksik olsa ortalık savaş alanına döner.

“Benim annem hayatımın, bizim hanemizin kilit taşı!”

Şimdi düşünüyorum, ben ancak annem bu dünyadan benden önce göç ederse büyürüm. Bir çocuk eğer annesini kaybetmişse kelimenin tam anlamıyla koca adam, koca kadın olur. Annen hayattaysa hâlâ küçük bir çocuksundur. Zaman senin için ileri hiç sarmaz.

Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi: “İnsanın ana vatanı çocukluğudur.”
Ve hepimizin ana vatanı annelerimize emanet.
Çocukluğunuz hep sağ kalsın. Ve hep küçük kalın.
Tüm mükemmel annelerin,
Tüm “herkür”lerin,
Tüm kilit taşlarının
“Anneler günü kutlu olsun!”

anne

Dipnot: 2.200 gram doğmuş, hep küçük kalmış bir kız çocuğunun annesine hitabıdır “herkür”. Küçük diline öyle kolay gelince büyüyünce de böyle kaldı herkül. Bazı şeyler çocukluğumuzda olduğu gibi hatalı(!) kalmalı.

DAHA FAZLA İÇERİK

“Benim Annem Bir Kilit Taşı” tarzında

Daha fazla “DÜŞÜNCE” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O halde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Kablumbağa Hanım

Yazmak yüreğimde bir derviş..

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu