Düşünce

Beklenti

Çok mu şey bekliyoruz bu hayattan? Ya da beklediğimiz şeyleri gerçekten hak ediyor muyuz? Bunları düşünmeden çok şey istiyoruz aslında; sevilelim istiyoruz, mutlu olalım istiyoruz, her şey gönlümüzce olsun istiyoruz ve daha sayamayacağım kadar birçok şey… Oysa bunları hak ediyor muyuz? Bir şeyi istemeden önce bu şeyi gerçekten hak edip etmediğimizi sorgulamamız gerekiyor. Örnek verelim, sevilelim istiyoruz. Herkes ister bunu, öyle değil mi? Peki, bunu herkes hak ediyor mu, sevilmeyi hak ediyor mu herkes? İnsan sevilmeden önce sevmeyi bilmeli, güzel sevmeyi bilmeli. Hatta insan kendini sevmeyi bilmeli önce. Kendini sevmeden bir başkasını nasıl sevebilir ki? Sevemez, sevmemeli. İnsan, bir insanı severken onu her şeyiyle sevmeli; kusurlarıyla, hatalarıyla, her şeyiyle…

Düşünüyoruz, düşündükçe gerçekleri çözüyoruz. Sonra her şeyin bir bilgisayar oyunu gibi olduğunu anlıyoruz. Hazır bir düzen ve akıl iradesi olduğu halde zayıf ve savunmasızız. GTA oynayan çocukları hepimiz görmüşüzdür ya da biz GTA oynamışızdır. Sokakta yürüyen insanı canı sıkıldığı için ya da eğlenmek için öldürür. Hayat da böyle… Bir gün birilerinin eğlencesi uğruna hak etmediğimiz bir şekilde gideceğiz bu hayattan. Hak etmediğimiz şekilde gitmemek için hayatımıza aldığımız insanları özenle seçmeliyiz ki hak etmediğimiz hayatı da yaşamayalım.

İnsanların birçoğu kendilerini eleştiren insanlara saygı duymazlar değil mi? Hatalarını yüzlerine vurduğumuzda kendilerini sevmediğimizi düşünürler. Oysaki biz bu hataları karşımızdaki kişi düzeltsin diye dile getiriyoruz. Bu hayatta yalanlar insanları mutlu ediyor. Bu yüzden doğruları söyleyen insanları sevmiyorlar. Zaten “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” atasözünde de anlatılmak istenen bu.

gg-beklenti_resim1

Sahteliğin tüm zamanların rekorlarını kırdığı bir devirde yaşıyoruz. Hiç kimse gerçekten sevildiğine ve sevileceğine inanmıyor. Neden böyle oldu? Bu aşamaya nasıl geldik, neden geldik? Biraz önce bahsettiğim gibi, insanlar hak etmiyorlar. Çünkü güzel sevmeyi bilmiyorlar. Şimdi bana: “Sevdik de ne oldu sanki?” diyebilirsiniz. Ve evet, bunu söylemek hakkınız. Ama sevdiğimiz zaman bir şey kaybetmiyoruz. Kaybetmenin aksine tecrübe kazanıyoruz. Biz sevdik, güzel sevdik, ben sevdim evet ama karşıdaki bunun değerini bilemediyse kaybeden biz mi oluyoruz? Hayır. Kaybeden, sevilmeyi bilmeyen karşı taraf. O kişi hiçbir zaman sevilmeyi bilmediği gibi sevmeyi de bilmeyecek çünkü kendisini gerçekten seven insanı yarı yolda bıraktı. Bunu bir kere yaptıysa devamı gelecektir.

İnsanları yarı yolda bırakmaya alışmış bir insan, yarı yolda kalır. Yarı yolda kaldıkça yalnızlaşır, insan görmeye tahammülü kalmaz ve gittikçe de hislerini kaybeder. En sonunda ise kimseye karşı hiçbir zaman hiçbir şey hissedemez hale gelir. Ta ki karşısına ona iyi gelen biri çıkana kadar. Ama ne fayda… İnsanları yarı yolda bırakmayı alışkanlık haline getirdiğinden bu kişiden sıkıldığında ve hislerini tekrar geri kazandığında elbet bir gün onu  da bırakacaktır. Kaybettiğini anladığında iş işten geçmiş olacak ama yine de kaybettiğini arayacak.

İnsan kaybetmediği şeyi arar mı? Aramaz çünkü kaybetmedi. Kaybettiği zaman da endişelenir ve bulamayacağı korkusuyla aramaya başlar. Yavaş yavaş arar ki daha fazla kaybetmesin. O yüzden biri sizi aramaya başladıysa kaybettiğini anlamıştır. Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.

Bazı zamanlar olur; insan, bir başka insana hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilir. Ama biliyoruz ki birine çok bağlanmanın sonu hep aynı bitiyor. Daha önce hiç tam tersine denk gelmedim. Böyle bir durumda da insan içine kapanıyor. Kimseye açmıyor kendini. Neden? Çünkü bir kere kırıldı, bir kere güvenini kaybetti. Daha da kimseye bir şey anlatası gelmiyor, öyle değil mi? Evet, öyle. Bu insan artık içinde yaşamaya başlar kimseye güvenemediğinden. Ama her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir ki?

Uzun lafın kısası, umarım hayatınızda daima sizi kaybetmekten korkacak insanlar olur. Kalbiniz gibi geçsin hayatınız.

DAHA FAZLA İÇERİK

“Beklenti” tarzında

Daha fazla “EDEBİYAT” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O halde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu