Düşünce

Bekle Beni Her Yaşım!

Bekle Beni Her Yaşım!

Nesillerden bahsedelim istiyorum biraz. Sınıflandırarak aralarına Çin Seddi’nden hâllice duvarlar çektiğimiz nesillerimiz…

Hep şikâyet edilen bir sonraki neslin mezarına itina ile toprak atarcasına yerilen bîçare gençlerimiz…

Çeyrek asır yaşına gelmiş, gençlikten orta yaşlı sınıfına level atlayarak geçmiş biri olarak “Ah şu yeni nesil!” diye dert yanma evresine gelmiş olmam gerekiyor sanırım.

Ne çekti şu yeni nesiller!

Taşı yonttular, olmadı.

Yeni devirler açtılar, olmadı.

Devrim yaptılar, olmadı.

En son uzaya çıktılar; yine de yaranamadılar.

bekle beni her yaşım

Her yüzyılda kuşaklar, aralarına kara kediler girmiş gibi birbirlerine düşman kesildiler. Eskiler geri kafalı, yeniler ise icat çıkaran huzur bozanlar oldular.

Biz de isterdik dedelerimiz babalarımızı anlamış, babalarımız da bizi yargılamamış olsunlar; ama gel gör ki kuşaklar arasına kıldan ince, kılıçtan keskin sırat köprüsü çekmişler. Geçmesen olmaz, geçsen düşersin. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık!

Eskilerin evhamını mı yatıştırsak, yenilerin heyecanını mı ateşlesek bilemedim. İkisinin ortasında ara bir nesil keşfedilse keşke! Eskilerin tecrübesini, sadakatini, sandıkta saklı sevgilerini alsak; yenilerin ufkunu, özgürlüğünü, cesaretini alsak… Siyah ile beyaz arasında mavi bir kuşak gelse de başköşemize kurulsa, her nesil bir nefes alsa… Ama nerede bizde o mavili hâller!

Sanki hiç çocuk olmamış gibi genç, hiç genç olmamış gibi yetişkin, hiç yetişkin olmamış gibi yaşlı oluyoruz. Amerika’nın keşfinden daha zor bizim her neslin insanı olduğumuz gerçeğini kabul etmemiz. Yaş aldıkça hiç olmamış gibi büyüyoruz sanki.

Şimdiki aklımız yeni nesillerimizde de olsun istiyoruz. Düşmeyelim istiyor büyüklerimiz; ama sormuyorlar ki bize hiç, belki biz dizlerimiz kanayınca ne hissedeceğimizi merak ediyoruz. Ne yeniler nasihat alıyor ne de eskilerimiz soruyor. İlle de “bizim dediğimiz doğru” körlüğü bürümüş her yaşımızı. Büyüklerimizin dilinde pelesenk olmuş cümleler. Gençlerin ruhu hep asi. Gel şimdi sen bu iki zıt rengin ortasını bul da bir de maviyi yakala gökkuşağında.

En iyisi; eskilerimizi nasihatleri ile, yenilerimizi deli fişek hâlleri ile kabul edelim. Kuşağın her rengi biziz. Ne sırat köprüsüne ne de Çin Seddi’ne gerek var. Biraz anlayış ile olduğumuz gibi kabul görebiliriz. Biz insanoğlu olarak her devrin insanıyız. Her yaş bizim. Hatta belki şahsım adına şu an tam bir mavi kuşağımdır; ve kim bilir daha kaç kuşak geçireceğim? Madem hepsi benim bütün kuşakları ayrı ayrı selamlıyorum. Hepinize ayrı ayrı uğrayacağım, merak etmeyin.

Bekle beni her yaşım!

DAHA FAZLA İÇERİK

“Bekle Beni Her Yaşım!” tarzında

Daha fazla “DÜŞÜNCE” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Kablumbağa Hanım

Yazmak yüreğimde bir derviş..

İlgili Makaleler

10 Yorum

  1. Kuşak çatışması neredeyse her dönemde olmuştur. Bence 90 lar dan sonra özellikle günümüzde bu çatışma yerini daha anlayışlı ve farklılıklara saygı duyan insanlara bırakmaya başladı.Dilerim bu bilinç devam eder ve toplumumuzda ki her bir ferdi sarıpsarmalar 🙂

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu