Düşünce

Ateş Sadece Düştüğü Yeri Yakmadı

Yine bir olduğumuz günlerden geçtik ve geçiyoruz. Zor, mutsuz, huzursuz, sancılı ama yine de umutlu günler…

Hani derler ya: “Ateş düştüğü yeri yakar,” diye, bu sefer öyle olmadı. Bu sefer dumanların içinde sessiz boğuldu dilsiz arkadaşlarımız. Ve biz, birçoğunun sadece yangınını izleyebildik. Bu sefer ateş sadece düştüğü yeri yakmadı. Bu sefer geleceğimizin emaneti yandı, kor oldu; emanet, yere düştü. Yere düşen emaneti almak da yine bize düşecek!

Nasıl olduğu kısmı, daha sonra düşüneceğimiz şey. Önceliğimiz: “Nasıl kurtarırız, nasıl cana can katarız?” olmalı.

İçinde olmayan anlayamaz ama yine de bir parça anlayın diye bahsetmek istiyorum.

Düşünün ki çocukluğunuzun geçtiği, tüm patika yollarını bildiğiniz, ağaçlarının bazılarına isimler verdiğiniz, ağaç dallarında sincap görünce çığlık çığlığa olduğunuz orman alevler içinde kalmış. Tüm çocukluğunuz, gençliğiniz, bugününüz ve yarına emanetiniz sebebini anlayamayacağınız hırslar uğruna kirli ellerin ateşinden çıkan kıvılcımlarla alev almış. Gizli yerleriniz, kara dumanlar içinde aşikâr olmuş. Sizin karınca yuvalarına bile özen gösterdiğiniz orman, yok olmuş. Hatta o kara duman sizi de yutmak için girdap olmuş, yaklaşıyor. Dilsiz arkadaşlarınızın çığlıklarını duyuyorsunuz ama ulaşmıyor elleriniz.

Şimdi içinizdeki yangın mı daha büyüktür, orman yangını mı?

Ormanlarımız yandı, birçoğuna ulaşamadı elimiz; ama yüreğimizde çıkan yangına su serpmek için vaktimiz ve gücümüz hâlâ var. Dilsiz arkadaşlarımıza ve geleceğimize bunu borçluyuz. Bugün olmasa da yarınlarımızın bizden alacağı var.

Bir fidan, bir soluk olmak için ve elimizden ne gelirse yapmak için var gücümüzle çalışmak zorundayız. Sizi bilemem ama benim gidecek başka bir memleketim yok. Başka bir gezegende oksijen var mı diye harcadığımız eforun çok daha cüzi bir miktarı ile kendi oksijenimizi korumak mümkün.

Bunca zamandır kökleri toprağa, dalları gökyüzüne mesken gönüllü işçilerimizi göz göre göre yaktılar. Dengemiz bozulmasın diye hiç şikâyet etmeden çalışan dilsiz arkadaşlarımızı kömürleşinceye kadar alevlerin içinde bıraktılar. Var olan bereketimizi onlara borçluyduk; ve şimdi onlar yoklar. Tekrar var olmaları için bu sefer biz onların gönüllü işçileri olacağız. Bu sefer nefes olma sırası bizde!

ateş

Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı. Ve biz, yeşilimizi geri almak için kararmış topraklarda mücadele edeceğiz.

Mücadele sonunda toprak, göklerine kavuşacak; mavi, yeşiline emanet edilecek.

Bu savaş biz bitti demeden bitmeyecek!

DAHA FAZLA İÇERİK

“Ateş Sadece Düştüğü Yeri Yakmadı” tarzında

Daha fazla “DÜŞÜNCE” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Daha Fazla Göster

Melek GÖKÇE

Iyi bir gezgin. "BENDEN ÖNCE ÖLME SAKIN" kitabının yazarı. Acemi bir metin yazarı. Yazmak bizde bir tutku.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu