Bilim

Kök Hücre Nedir?

Kök hücre, kelime anlamı ile “başkalaşmış hücre” demektir. Bu hücreler, vücudumuzda bulunan
bütün doku ve organların tümünü oluşturan ana hücrelerdir; ve temelde yaşam
kaynağımızdır.

Vücudumuzdaki bu hücrelerin aslında iki önemli özelliği bulunur: İlk
özellikleri, farklı hücrelere dönüşmeden kendilerini yenileyebilir ve çoğalabilir olmalarıdır; diğeri ise
bu hücreleri diğer vücut hücrelerinden ayıran, bilinen en önemli özellik olan, farklı hücrelere
dönüşebilme özellikleridir.

Vücudumuzda bulunan özelleşmiş hücrelerin (karaciğer, kalp, kan
hücreleri vb.) görevleri ve hedefleri bellidir. Bu tür hücreler, herhangi bir durumda
bölündüklerinde yine aynı hücreleri oluştururlar (örnek olarak, kan hücreleri bölündüklerinde
yine kan hücreleri olurlar).

Ama bahsettiğimiz kök hücrelerin belli bir görevleri yoktur; yani
özelleşmiş hücreler değillerdir, diğer hücreler gibi kendi benzerlerini oluşturmak yerine
başkalaşarak organ ve dokulara dönüşebilirler; miktarlarının en fazla bulunduğu yer,
kemik iliği dokusudur.

Kök hücre

Bilim insanları, son zamanlarda kök hücre çalışmalarının üzerinde durmuşlardır.
Bunun en büyük sebebi, yapısı gereği şu anda tedavisi tam olarak mümkün
olmayan hastalıkların tedavi edilebilme imkânını sunmasıdır. (Bu hastalıklara örnek olarak;
parkinson, kanser, şeker hastalığı, alzheimer verilebilir). Bilim insanları özellikle bu hücrelerin nasıl başka hücrelere dönüşebildiğini, dönüştükleri hücrelerin bahsettiğimiz
hastalıkların tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırmaktalardır.

Hastalıkları tedavi etmek için vücuda aktarılan hücreler; hastalığın ilerlemesini neredeyse durdurabilmekte, hasar
görmüş dokuları ve organları da tedavi edebilmektedir. Bilim insanlarının üzerinde durduğu
bir diğer konu ise bir hücrenin büyüyüp gelişerek bütün organizmayı nasıl meydana
getirdiğidir. Eğer bu mekanizmayı anlayabilirsek sağlıklı kök hücrelerin hasar görmüş
hücreleri nasıl tedavi ettiğini de anlayabiliriz.

Kök Hücrenin Tarihçesi

1868 yılında bilimde ilk defa “kök hücre” kelimesi kullanılmıştır, bu kavramı bilimde
ilk defa kullanan kişi Alman biyolog Haeckel’dır. Haeckel, Darwin’in evrim teorisinin büyük
destekçisidir ve araştırdığı organizmaların evrimini açıklamak adına çizdiği ağaçlara “kök
ağaç” ismini vermiştir.

Çizdiği ağacın en üstünde olan ve çok hücreli canlıların ondan
evrimleştiği kabul edilen tek hücreli canlıya da kök hücre adını vermiştir. İlerleyen yıllarda
Haeckel bu tanımı genişletmiş, yaşamı başlatacak olan zigota da kök hücre adını vermiştir.

Aslında bu hücrelerle ilgili yapılan çalışmalar, insan kanının incelenmesiyle birlikte
hızlanmıştır. Neumann, 1800’lü yılların sonunda kemik iliğinin üzerinde yaptığı çalışmalarda
lökositlere benzer hücreler keşfetmiştir; ve bundan sonra kemik iliğinin kırmızı kan
hücrelerini, beyaz kan hücrelerini ve kan pulcuklarını üreten bir organ olduğunu söylemiştir.

Daha sonraki yıllarda Cohnheim, kemik iliğinin yani kan hücrelerinin yaraları iyileştirdiğini
öne sürmüştür. Pappenheim, yine 1800’lerin sonuna doğru lökositlerle ilgili yaptığı deneyler
sonucunda kök hücre benzeri öncü hücreleri keşfetmiştir. Kan ile ilgili çalışmalar yapan
Maximow; 1909 yılında hematopoetik hücre adını verdiği, herhangi bir hasar
durumunda (yaralanma vb.) kandan hasarlı bölgeye taşınan hücreleri keşfetmiştir. Bu
hematopoetik hücreler, hasarlı bölgede ihtiyaç duyulan hücrelere dönüşebilmektelerdir.

Geçmişte kök hücre; başlangıçta 1960’lı senelerde kemik iliği dokusundan alınarak
lösemi hastalığının tedavisinde kullanılmış, başarılı olunduğu için de günümüze kadar gelmiş
ve hâlâ devam etmektedir,1967 yılında embriyonal hücrelerin çoğaltılması büyük bir adım olmuş, 80’li yıllarda ise bebeklerin kordon kanında bol miktarda olduğu ileri atılmış ve bununla ilgili çalışmalar başlamıştır.

Günümüz tarihine yaklaştıkça ise 1998 yılında James Thomson liderliğinde ABD’de “insan embriyonik kök hücrelerini” laboratuvar ortamında embriyondan ayrıştırma ve çoğaltma işlemleri yapılmış ve başarılı olunmuştur; ancak bu, çalışmalarda ciddi etik ve ahlak tartışmaları yaratmıştır.

Tartışmalar günümüzde hâlâ devam etmektedir; çünkü
1998’de insan embriyonik kök hücreleri kullanılmaya başlanana dek fare embriyo kök
hücreleri kullanılmaktaydı; fakat Thomson’ın insan embriyonik kök hücrelerini blastosit
evresindeyken ayrıştırıp kullanması demek, bir embriyonun yaşamına son vermek demekti; ve
hangi açıdan bakarsak bakalım bu konunun içinden tek bir doğruyla çıkmak epey zor.

Kaynakça

Akkoç, A. N., & Toplu, N. Kanser Kök Hücresi. Animal Health, Production and Hygiene.
Sayı 5. 416-422.
Ateş, Utku. (2016), Kök Hücreyi Tanıyalım. FNG&Bilim Tıp Transplantasyon Dergisi, 1(1),
19-28.
Avcılar, H., Saraymen, B., Özturan, O. Ö., & Köker, M. Y. (2018). Embriyonik Kök Hücreler
ve İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler. Asthma Allergy Immunol, 1-10.
Beksaç, M. (Haziran 2010). Kök Hücre: Ne? Nasıl? Niçin? Ne Zamandan Beri? Nereye
Kadar. Bilim ve Teknik Dergisi. 36-40

DAHA FAZLA İÇERİK

“Kök Hücre Nedir?” tarzında

Daha fazla “BİLİM” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Daha Fazla Göster

Şeniz Nisa UÇAR

Hacettepe Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümü mezunuyum. Mesleki anlamda kendimi daha fazla geliştirmek ve yapabileceklerimi görmek istiyorum. Eğitim hayatım boyunca geleneksel öğretim modelleri dışında yaşayarak ve sorgulayarak öğrenme temelli bazı araştırmalar yapıp çalışmalarımı uyguladım. Bu süreçte edindiğim alan bilgilerimi ve hobi alanlarımı bu sitede yazıp göstermek istiyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu