Bilim

Kök Hücre Çalışmaları ve Etik Boyutu

Kök Hücre Çalışmaları ve Etik Boyutu

Kök hücreler, günümüzde birçok alanda kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri olan iskelet sistemi ile bağlantılı olan osteoporoz, tümör, osteoartrit, travma gibi hastalıklarda multipotent kök hücrelerin uygulanması görülmektedir.

Doku mühendisleri, deneysel çalışmalarında elde etmiş oldukları multipotent kök hücreleri kemik iliğinden sağlamışlardır. Bu çalışmalar son derece umut vericidir. Spinal anestezi istilzam ettirecek kadar infazif yöntem bulunduran kemik iliği son derece yaygın bir şekilde kullanılan biyopsi yöntemi kullanılarak alınan iliğin materyalinden çok daha az miktarlarda hücre izole edilmesi, sonrasında ise ex-vivo olan bir ekspansiyon süreci gerçekleştirilmesini gerektirmesi, epey zaman alması ve masraflı olması kullanışlılığı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenlerden dolayı ise hastanın rahatını fazla bozmayan, arzu edilen dokuya farklılaşabilecek ve üzerinde çalışmalar yapılan hücreler artmıştır.

etik

Kemik iliği hücreleri, erişkin olan kök hücreler olarak da iyi bir model
oluşturmaktadır. Bu hücreler, hematolojik rahatsızlıklarda uzun yıllar kullanılmıştır.

Kökeni yağ dokusu olan kök hücrelerin, bu kullanılan kemik iliği kökenli hücreler gibi değişebilme potansiyeli vardır. Yağ dokusu ve kemik iliği karşılaştırıldığında, kök hücrelerin yağ dokudan sayıca epey fazla olarak elde edildiği görülür.

Erişkin olan kök hücrelerin, kalıcı olduğu organlar ve dokularda küçük zararların yok olmasında görevli olduğu fakat bu hücrelerin yalnızca belli başlı grup hücrelere farklılaşabileceği öngörülmekteydi; ancak günümüzde hücrelerin kemik iliği, böbrek, sinir, karaciğer ve iskelet kası hücrelerine farklılaşabileceği gözlemlenmiş ve rapor edilmiştir. Ayrıca günümüzde erişkin olan bir hücrenin transkripsiyon faktörleri dolayısıyla geriye dönük farklılaşmaya uğrayarak pluripotent olan kök hücrelere dönüşebileceği gösterilmiştir.

Böbreklerde hücre yenilenmesi genelde böbreğin iç kısmında yer alan ve yaşayan hücrelerde; çok daha az olarak ise böbreğin dışından, özellikle mezankimal hücreler ile gerçekleştirilmektedir.

Kök hücrelerin hasarlı böbrekleri nasıl onardığı, mekanizmalarının tamamı bilinememektedir. Temel mekanizma, dokulardaki komşu olan hücrelerin ve salgıladıkları birçok maddenin farklılaşmasıyla çoğalması ile ilgilidir. Ayrıca bunun direkt olarak böbrek hücrelerine füzyon şeklinde olmuş olabileceği de düşünülmektedir.

Klonlama

Klonlama, genetik olarak birbiri ile özdeş olan bireyler üretimini ifade eder. Klonlama, doğal ve yapay olarak karşımıza çıkabilir.

Tek yumurta ikizi olarak bildiğimiz ikizler, genetik açıdan doğal klonlardır. İlk klonlama çalışmaları; doğal yollardan, genetik açıdan özdeş tek yumurta ikizlerinin (üçüz, dördüz vs.) taklit edilmesiyle gerçekleşmiştir.

1952 yılında hâlâ günümüzde de kullanılmakta olan “çekirdek aktarımı” yöntemi ile kurbağa klonlama çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmada başarısız olunmuştur.

1980’li yıllarda çekirdek aktarımı ile klonlama çalışmaları, memeli canlılar üzerinde denenmiştir. Embriyo hücrelerinden
çekirdek alınıp yumurta hücresine aktarılarak koyun, inek, domuz, keçi ve fare klonlanmıştır.

1997 yılında Lan Wilmut ve ekibinin bir koyunun yetişkin hücrelerinden alınan somatik hücrenin çekirdeğini çekirdeği olmayan yumurtaya aktarmasıyla yetişkin hücreden kopyalanan ilk memeli meydana gelmiştir. Klonlanan koyuna Dolly ismi verilmiştir. Bu çalışmalardan sonra bilim insanları, insan klonlama yolunda denemeler yapmış fakat henüz başarıya ulaşamamışlardır.

Kök Hücre Araştırmalarında Etik ve Hukuki Boyut


Kök hücre araştırmaları insan hayatının devam etmesine yönelik çok büyük anlam ve avantajlar taşıyor olsa da bazı etik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle embriyonik kök hücre elde etme safhasında embriyoların kullanımı başta olmak üzere kök hücrelerin elde edilme kaynaklarına ilişkin endişeler ve etik kaygılar bulunmaktadır. Bunlar dışında kök hücre çalışmaları yapan bilim insanlarının sorumluluklarına, klonlama yöntemi ile kaynak oluşturulmasına, yapılan deneylerde hayvanların kullanımına ilişkin etik sorunlar ortaya çıkmaktadır.

1997 yılında birçok Avrupa ülkesinin imzaladığı, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Oviedo Sözleşmesi ile kök hücre araştırmalarına düzenleme getirilmiştir. Bu sözleşmenin 18. maddesinde embriyo üzerinde araştırma yapılmaya izin verilen ülkelerde embriyo için uygun korumanın sağlanması gerektiği ve insan embriyosunun araştırma amaçlı üretiminin kesinlikle yasak olduğu belirtilmiştir. Yani bu sözleşmede üreme amacıyla uygulanan tüp bebek yöntemi ile oluşturulan ama kullanılmayan yedek embriyonun araştırmaya konu olması ile ilgili bir ifade bulunmamakta; bu, geçerli olan ülkenin yasalarına bırakılmaktadır.

Kök hücre çalışmalarında etik açıdan sorun yaratan bir diğer kaynak oluşturma yöntemi, klonlamadır.

Tedavi amaçlı olan klonlamada embriyo insan olarak yetiştirilmek için üretilmediğinden ahlaki bir kaygı söz konusu olmamaktadır. Embriyonun gelişimi çok erken evrede kesildiğinden buradaki amaç bir insan yaratmak değil, tıbbi tedavi için embriyo araştırmalarından yararlanmaktır.

Tedavi amaçlı klonlamanın aksine üreme amaçlı klonlamada bir insanı kendisi üzerinden kopyalamak hedeflenmektedir; bu nedenle kamuoyunun çoğunluğu, üreme amaçlı klonlamayı etik açıdan uygun bulmamaktadır.

Bu işlemde bir insan kopyalamak; insanlığın doğasını değiştirmekte ve ortaya çıkan insanın gen yapısı, üçüncü kişilerin çıkarlarına göre oluşturulmaktadır. Bu görüşü savunan kişiler, kopyalama ürünü olan insanın bir araç olmadığını belirtmektelerdir.

Kök hücre araştırmaları kapsamında bir diğer etik sorun, bilim insanlarının sorumluluklarından ortaya çıkan sorunlardır. Özellikle kök hücre tedavisi ile ilgili devam eden çalışmaların kesin bir çözüm olarak gösterilmesi ve buna bağlı olarak tedavi bekleyen hastaların beklentilerini karşılamayarak suistimal edilmeleri söz konusu olabilmektedir. Etik açıdan kabul edilemeyen bu sorun, tarafsız ve bilimsel bakış açısıyla topluma yansıtılmalıdır. Bu konuda bilim insanları üzerlerine düşen görevi yerine getirmelidir. Durumu ticarileştirmeden, doğru ve tarafsız bilgi paylaşılmalıdır.

Kaynakça

CENAN, R. S. (2018). KÖK HÜCRE ARAŞTIRMALARINDA ETİK SORUNLAR.
Uluslararası Sağlık Hukuku Kongresi, 163. Çakar, N. (Haziran 2010). Embriyodan Erişkine
Kök Hücreler. Bilim ve Teknik, 42-44.

ÇAVUŞOĞLU, T., YILMAZ, Ö., UYANIKGİL, Y., ATEŞ, U., AKTAŞ, E. Ö., & BAKA,
M. (2017). Türkiye’de Kök Hücre Çalışmaları; Etik ve Hukuki Açıdan Güncel Durum.
Turkiye Klinikleri Medical Ethics, Law and History-Special Topics, 3(2), 95-102

Çoban, A. (2009). Türkiye’de İnsan Embriyosu Üzerinde Araştırma Yapmanın Hukuki
Sorunları. Türkiye Barolar Birliği Dergisi. Sayı 86. 204-243

SEYALIOĞLU, İ., ERASLAN, Ş. B., Hot, İ., Demircan, Y. T., & Çetin, G. (2007).
Klonlamaya genetik, etik ve hukuksal açıdan yaklaşım. Adli Tıp Dergisi, 21(2), 31-46.

Yılmaz O, Uçar M, (2006): Kök hücre çalışmaları ve terapötik klonlama. Hayvan
Araştırmaları Dergisi. 16(1), 26–31

DAHA FAZLA İÇERİK

“Kök Hücre Çalışmaları ve Etik Boyutu” tarzında

Daha fazla “BİLİM” içeriğine bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsin!

GETURGEN Dünyasını YouTube’da keşfetmek ister misin? O hâlde bu bağlantıya tıkla!


Metin Editörü: Hatice KIRAÇ

Daha Fazla Göster

Şeniz Nisa UÇAR

Hacettepe Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümü mezunuyum. Mesleki anlamda kendimi daha fazla geliştirmek ve yapabileceklerimi görmek istiyorum. Eğitim hayatım boyunca geleneksel öğretim modelleri dışında yaşayarak ve sorgulayarak öğrenme temelli bazı araştırmalar yapıp çalışmalarımı uyguladım. Bu süreçte edindiğim alan bilgilerimi ve hobi alanlarımı bu sitede yazıp göstermek istiyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu